20 ekim cumartesi günü Taksim Clinic Live’da Aydilge
konserindeydik. Seviyorum Aydilge’yi, 2006’dır kendisini ilk keşfedişim.
Hacettepe Üniversitesi’nin rock festivalinde dersten koştur koştur çıkıp
kampüsteki konsere gitmiştim, ezbere bildiğim “Bu Gece Ben Ay” ve “Yalnız
Değilsin”e eşlik edebilmek için. Ertesi sene Ankirockfest’te sahne almıştı ona
da gitmiştim. İşte bu Clinic Live konseri benim için 5 sene aradan sonra
Aydilge’yi yeniden canlı dinleyebilmek demekti. Tabi o beş seneye “Bu Gece Ben
Ay” ve “Yalnız Değilsin”den sonra sayısız şarkı, sayısız yaşanmışlık sığmıştı. Çok
farklı bir performansla karşılaşacağıma emindim, ki öyle de oldu…
Sahne aldığı yeri güzelleştiren bir kadın her şeyden önce
Aydilge. Sıfır kompleks, salt müzik, dinleyicisiyle iç içe, burnu asla
havalarda falan değil, gayet olması gereken yerde… Hani alışık olduğumuz bi
konser portresi vardır ya. Ünlü popçu, kulağında kulaklıklar güneş gözlüklü
korumalarıyla alana gelir, mekanda kuş uçurtulmaz, sen o konser için kim bilir
kaç lira para verip bilet almışsındır, en büyük hayranısındır, ama insan yerine
konmak bi köşeye ne fotoğraf çekmene izin verilir ne sahneye yaklaşmana. Vebalıymışsın gibi yaklaşır herkes sana… Bir
de şu var tabi: “Abi şimdi basıyoruz sisi, lazerler fora, şarkının vuruş
yerlerinde ateşler patlasın oradan buradan, hah dansçılar geldi mi tamam, gelin
kızlar şuraya daha seksi ve çıplak olanınız önde dursun diğerleri arkada. Dans
ederken olabildiğince yılışın soliste tamam? Vokalistin sesini yükselt,
solistin mikronunu kıs abi, sesi bi b*ka benzemiyor zaten, tamam” Budur işte
genelde konser havası.
Rockcılarda bu durum farklı zaten, rock gruplarında öyle
dansçıymış lazermiş fazla göz boyanmaz. Grup ya da müzisyen çıkar kanlı canlı babalar
gibi şarkısını söyler (Bkz: Orhan Gencebay albüm lansman konserinde bütün
popçular playback yaparken Duman’ın herkese “live performance” dersi vermesi). Ama Aydilge’nin durumu farklı bir olay ya.
Nasıl desem? Müzik eleştirmeni falan değilim, bu konuda uzman da değilim tabi
ki ama kesinlikle çok rahat söyleyebileceğim bir şey var: On parmağında on
marifet olması, yazdığı sözler, besteleri, hayata bakış açısı, hayranlarıyla
olan ilişkisi, ses rengi, yorum tarzı, sahnede devleşmesi, enerjisi, işine
duyduğu saygı, verdiği emek açısından yaptığı müzik tarzında genç müzisyenler
arasında yeri doldurulamaz. Bu su götürmez bir gerçek. Edebiyatçı kişiliğinin
de bunda etkisi büyük. Tabi burada bilmeyenlere söylemek lazım Aydilge’nin
kaleminden çıkan 3 adet kitap var. Tabi yeteneklerin çatır çutur yendiği,
patlamış mısır gibi 10 dakika içinde yüzlerce popçunun, “boyband”in vs piyasaya
fırlatıldığı, konservatuar mezunu ve sağlam nota basan
müzisyenlerin/şarkıcıların müzik bilgisi kendilerinden epeyce aşağı seviyelerde
sürünen ünlüler tarafından ses yarışmalarında elendiği ülkemde neyin kıymeti ne
kadar biliniyor bu hala bir muamma.
Neyse biz konsere dönelim… Konserde sahnenin tam önünde
Aydilge’yle yanyanaydık resmen. Her ne kadar bu durum kulağımın çınlamasının 3
gündür geçmemesine neden olsa da, o enerjiyi hissetmek her şeye değer. Bu
konuda Şebnem Ferah bi tanedir aslında. Şebnem, konserlerinde neredeyse tek tek
(önde olanlarla tabi) herkesle göz kontağı kurar. Mesela sahne bariyeri
ayağımıza düşerse falan, şarkısının arasında kaşıyla gözüyle iyi misin her şey
yolunda mı falan diye sorar, öyle bi varlıktır kendisi. Ama Aydilge’yi
öldürmeden hakkını 2 kat vermek lazım ki, kendisi sadece konser sırasında değil
konser öncesinde ve sonrasında da hayranlarıyla iç içe. Sahneye çıkan hiç kimse,
konser öncesi “konsantrasyonum bozulmasın” diye, konser sonrasında da “yorgun
olduğu için” kulise kimseyi almaz. Ama Aydilge’yi konser sonrası sabahlama
planımıza davet etsek bile gelirdi sanki. Ama sabahlayacağımız yerler konforlu
yerler olmayacağından böyle bi teklifte bulunamadık tabi kendisine :) Aydilge’yle kuliste fotoğraf
çekilirken sana sarılmasından bile o samimiyeti hissediyorsun ki olay orada
bitiyor.
Şu fikri hep sevmişimdir: Ünlü birine/şarkıcıya/müzisyene, neyse işte,
çok gıcık olup bir kere konserine giderek bütün önyargılarını yıkabilirsin,
veya çok sevmene rağmen konserine gidip hayalkırıklığına uğrayabilirsin, ya da zaten
seviyorsundur ve konser sonrası sevgin 5-10 kat artar. Cevap veriyorum bizdeki
durum “c şıkkı” :)
Konser sırasında dikkatimi çeken, çok hoşuma giden, içimi de
burkan şu noktaya değinmeden edemem: Aydilge “Yalnız Değilsin”i söylerken (ki
bu şarkı benim Aydilge’nin eeeeeeen çok sevdiğim şarkısıdır) biz de 4-5 arkadaş
birbirimize sarıldık ve öyle söyledik şarkıyı, önde diğer başka bir grup da
olanca güçleriyle şarkıya eşlik ediyorlardı. O an Aydilge’nin de gözlerinin
dolması, dudaklarına yerleşen o tebessüm, dokunsan ağlayacak moddaki o surat
ifadesi… Evet, Aydilge bize söylüyordu yalnız değilsin diye, ama asıl O YALNIZ
DEĞİLDİ…
Siz de “ya dur bakayım bi de ben dinleyeyim şu Aydilge’yi
canlı canlı” derseniz en yakın konseri 27 ekimde Yalova’da. Sonrasında İstanbul
ağırlıklı konserleri devam edecektir. Kesinlikle birinden birine gidin ve
anlattıklarıma kanlı canlı siz de şahit olun :)
Duyurular buralardan yapılmakta efendim, sevgiler saygılar…
***Konser fotoğrafları Bora Şahin tarafından çekilmiş olup devamı için www.facebook.com/kesfimecaz linkini ziyaret edebilirsiniz.




Dökmürmüşsün be niyanım. O kadar güzel ve samimi cümlelere yer vermişkin kii, okurken 32 dişim görünür şekilde sırıtarak okudum:) Aydilge hiç bi zaman yalnız olmayacak biz sevenleri her zaman destekçisi olacağız. Onu çook çok seviyorum iyiki var yahuu:) Düşünceleriyle,kaliteli müziği ve güçlü kalemiyle,yaşam tarzıyla,samimiyetiyle,mütevazi duruşuyla ve biz sevenlerine gösterdiği ilgisiyle bi çok sanatçıdan farkını ortaya koyuyor.. Örnek alınası müzisyen.. Hayatımda tanıdığım en akıllı delidir kendileri:)
YanıtlaSilteşekkürler :) aydilgenin samimiyetine karşılık bu yazı da böyle samimi olsun dedim :) gerçekler bunlar ekleme çıkarma yok :)
Silbeğendim ellerine sağlık devamını bekleriz :)
YanıtlaSilçok teşekkürler, devamı gelir mutlaka hem bizden hem başka arkadaşlardan :)
SilKelimelerine, cümlelerine sağlık Nihan. İçimdeki konsere gidememiş olmamın açtığı yarayı biraz daha açtın, daha bir kıskandım sizi. Onun enerjisini gelecek konserlerde birlikte paylaşmak dileğiyle...
YanıtlaSilçok teşekkürler :) konsere gidememiş olmanıza üzüldüm ama umarım sonraki konserlerde açığı kapatırsınız, mutlaka o atmosferi yaşamanız gerek :)
Sil